ERTUĞRUL ve OSMAN isimlerinin, Osmanlı Imparatorluğunun kuruluşunda ne kadar önemli rolü olduğu bilinse de, imparatorluğun çöküşünde de büyük bir dönüm noktası oldukları az bilinen bir hikayedir.

ERTUĞRUL ve OSMAN isimlerinin, Osmanlı Imparatorluğunun kuruluşunda ne kadar önemli rolü olduğu bilinse de, imparatorluğun çöküşünde de büyük bir dönüm noktası oldukları az bilinen bir hikayedir.

2009 Iran seçimleri Ingiltere, ABD ve Israil’in yeni nesil istikrarsızlaştırma projelerini de göz önüne serdi.
Şimdi son iki haftada olanlara şöyle bir bakalım ve detaylara inelim isterseniz.
Iran seçimlerini Admedinejad kazandı ve batının kuklası Mir Hussein Mousavi kaybetti. Batı basını beklendiği gibi bir kaşık suda büyük fırtına kopardı ve (bizimkiler de dahil) sanki Iran’da ayaklanma başladı izlenimi vermeye başladılar.
Tipik bir provokasyon olan “Neda” adlı kızın kızın vurulması olayı da tabii ki tezgahtı. Olay yerinde ve büyük ihtimalle bir çatıda bekleyen bir keskin nişancının zavallı kızı vurmuş olma ihtimali büyük. Tabii nedeni de olayların tırmandırılmasına zemin hazırlamaktı.

Bizim, ABD’nin kıçına takılan “etkili yetkililer” derin uykulardayken, bu hafta dünyada dolar hegemonyasının son haftası olabilir.
Tabii aynı zamanda ABD için (ve de bizler için) çok karışık ve zor bir dönemin de başlangıcı.

“300” isimli film bu aralar sinemalarımızda boy gösteren Hollywood propaganda ve beyin yıkama ürünlerinden biri. Zamanlaması ise tam ABD-Iran çatışması öncesi oldukça enteresan.
Batının yüz akı cesur Spartalılarla zamanın kötü çocukları ve ekranda şeytana benzetilmiş Persler yani bugünkü İranlı’ların ataları arasında milattan önce 480 yılında yaşanan Thermopylae savaşını konu alıyor.
Tarihi kayıtlara göre kendilerini dünyanın en cengaver insanları sanan Yunan şehir devleti Sparta‘nın ordusu bu savaşta Pers’ler tarafından yerle yeksan edilmiş ve son kalan 300 Sparta askeri Pers okçuları tarafından hedef tahtası olarak kullanılmışlardır.
Bu dünya üstünde Iran’ı övecek en son insan benim diye düşünürdüm ama demek büyük konuşmamak lazımmış.
Ama “aferin Iran” demekte doğruya doğru. Okumuşsunuzdur Iran’lı tutuklu diplomatın sebest bırakılması sonucu 15 Ingiliz denizci bugün evlerine döndü ve ABD/Ingiliz/Israil savaş yanlılarının hevesi şimdilik kursaklarında kaldı. Ama vazgeçmiş değiller tabii, bahane yaratma faaliyetleri son hızla sürecektir.
Bu arada her ne kadar batı basını yazamasa da Iran bütün dünya insanlarının gözünde medeni ve insancıl bir ülke görünümü çizdi. Bir de tabii Iran’lılar eğilip bükülmeyen, uğradıkları haksızlıklara cevap verebilen, diplomatlarını koruyabilen yöneticileriyle ne kadar gurur duysalar yeridir.
Bugün Jordan Times’da ABD’li Amiral Erik Horner ile bir söyleşi vardı.
Horner bu söyleşide Ingiliz askerlerini kendilerini korumadıkları için eleştirmiş ve eğer bu olay ABD askerlerine olsaydı kendilerini savunurlardı demiş. Tabii Horner burada ne kadar nazik olmaya çalışsa da hayalkırıklığı açıkça belli oluyor.
Daha akıllı davranan Ingiliz’ler hâla yaşıyor ama bu kontrolü yapanlar ABD askerleri olsaydı acaba ne olurdu.
Geçen gün Iran karasularında 15 Ingiliz denizcisinin tutuklandığını eminim hepimiz okuduk. Işin enteresan kısmı bu 15 denizci arasında tek kadın olan Faye Turney’in Iran’lı askerler tarafından tutuklanmadan birkaç saat önce iki Ingiliz TV kanalı tarafından bir programa çıkarılması. Ne büyük tesadüf değil mi? Bir değil tam iki kanal!!
Acaba yine bir psikolojik savaş taktiği ve kaşıması ile mi karşı karşıyayız? Acaba yeni bir “Tonkin Körfezi” senaryosu mu pazarlanıyor?
Geçenlerde New Yorker dergisinde Israil ve Kürtler ile ilgili çok önemli bir iddia ortaya atılmıştı. Konuyla ilgili haberi kaleme alan Pulitzer ödüllü muhabir Seymour M. Hersh, Irak’taki Ebu Gureyb Cezaevi’nde yaşanan işkence ve taciz skandalini ortaya çikaran isim olmasi açısından önem taşıyor.
Hersh’in haberine göre, Israilli ordu ve istihbarat yetkilileri, Iran, Irak ve Suriye’de Kürtler’in yoğun olarak yaşadiği bölgelerde Kürt peşmergelerden oluşan komando birlikleri yetiştiriyor ve bunlari örtülü operasyonlarda kullaniyor. Israil, “Şii milislerin gücünü kırmak için, Kürt ordusunu güçlendirmeyi ve Iran’da bir üs oluşturarak, bu ülkede bulunduğundan şüphelenilen nükleer tesisleri yakindan izlemeyi” amaçliyor.