Eğitim Sisteminin Katledilmesi

Bence Cumhuriyet tarihinde bize karşı yapılmış en kapsamlı ve sinsi Psikolojik Harekat eğitim sistemimizin yavaş yavaş fakat planlı olarak yozlaştırılması ve katledilmesidir.

(Kurbağa’yı kaynar suya atarsanız can havliyle sıçrar ama suyu yavaş yavaş ısıtırsanız itirazsız durur, pişinceye kadar!!)

Sistematik olarak seneler içinde taze beyinler köreltilmiştir ve bugün gördüğümüz ezberci nesiller ortaya çıkarılmıştır.Bu durum Prof. Oktay Sinanoğlu tarafından bakın nasıl özetlenmiş :

1953 yılından başlayarak Türk okullarından pek çoğunda yabancı dille , özellikle Ingilizce olarak eğitim yapılır olmuştur. 1953’den önce yalnızca St.Joseph, Robert College gibi misyoner okullarında böyle bir eğitim uygulanıyordu. 1953’de Türk Eğitim Derneğinin gerçek bir milli eğitim amacıyla 1930’larda kurulmuş olan Yenişehir Lisesi (ki bende bu okuldan türkçe eğitim görerek 1953’te mezun oldum, O.S.) , Ingilizce ile eğitim yapan Ankara Kolejine dönüştürüldü.

Bu işi örgütleyen hoca olan Ingiliz Mr.Browning 20 yıl sonra Ingiltere Kraliçesinden madalya aldı. ( lise hocasına Kraliçe madalya veriyor, enteresan değimi!!)

Çünki başlanan yabancı oyunu tuttu ve hızla Türkiye’de yayıldı. Öğrenmeye ilerlemeye büyük hevesi olan çocuklarımız, yabancı dil öğrensin diye aldatıldı. Halbuki kendi ana dilini bir kenara atıp orta okuldan itibaren dersleri yabancı dilde okumak hiçbir aklı başında ülkede yoktur.

Bunun için kendi dilini dosdoğru konuşamayan, gitgide yarı Türkçe yarı Ingilizce konuşup bununla böbürlenen nesiller yetiştirmeye hiç luzum yok.

Türkiye içerideki ve dışarıdaki düşmanları tarafından eşi görülmemiş bir oyuna getirilmiştir. Hiçbir zaman sömürge olmamış, büyük devletler kurmuş bir millete sömürge eğitimi aşılanmıştır. Bu böyle giderse Türk bilimi söyle dursun, ne Türk edebiyatı, şuuru, ne de Türk Milleti kalır.

Ama merak etmeyin buna dur diyecek yürekli ve haysiyetli insanlarımız çıkacaktır.

Ingilizlerin yediği benzer naneler sadece Türkiye’de değil mesela daha önce Irlanda’da ve Hindistan’da da sahneye konmuştur. (sonraki yazılarda anlatacağım)

Şimdi aranızdan “ e yani yabancı dil öğrenmeyelim mi? “ diyenler olacaktır. Artık dil öğrenme özel tekniklerle çok kısa zamanda yapılabilmektedir bunun için ömür boyu yabancı dilde eğitim gerekmez .

Sırf bu yüzden taze beyinleri iyi bilmediği bir lisanda öğrenim görmeye zorlanmak insafsızlıktır. Ayrıca okullarda iyi lisan öğretilse neyse , birkaç okul hariç doğru dürüst lisan öğretende yok, boşuna zaman, emek ve para kaybı. Çocukların körelmesi de cabası. Ayrıca dışarıdan gelen yabancı kitaplara ödenen fahiş fiyatlar ve harcan milyarlarca dolar. (o da başka bir yazı konusu)

Mesela ben çok zor bir lisan olan Almanca’yı 5 ayda sıfırdan iş konuşmaları yapabilecek duruma bu teknikler sayesinde geldim , (Dil konusunda çok kabiliyetsiz olan Amerikalı askerlere bile Monterey’deki dil okulunda Çince gibi çok zor bir lisanı çok yoğun kurslarla birkaç ayda öğretildiğini okumuştum)

Bu arada bazı konulara biraz daha açıklık getirmem gerektiğini anladım.

  1. Yazdıklarımdan sakın yabancı dile karşı olduğum anlaşılmasın, ben olabildiği kadar çok insanımızın kendi dilinden başka dilleri konuşabilmesinin önemine inanırım , hele genç arkadaşlarımızın işlerinde yükselebilmeleri ve başarılı olmaları için 2 lisanı “gerektiği kadar” bilmelerinin öneminede inanırım.
  2. Bugün gelişmiş Avrupa ülkelerine bakarsak hepsi eğitimlerini kendi dillerinde almaktadırlar ama çok iyi seviyede verilen yabancı dilleride aynı zamanda öğrenmektedirler, bu ikisinin karışımı hem ana dillerini iyi bilip hemde yabancı lisanları bilmelerine engel değildir. Iskandinav ülkeleri ve Hollanda buna iyi bir örnektir.
  3. Yukarıda bahsettiğim “gerektiği kadar“ı biraz açayım. Dil öğrenmek dipsiz bir kuyudur ve ömür boyu öğrenmekle bitmez , onun için herkes kendine gerektiği lisanın gerektiği kadarını (not : sadece ingilizce değil , buna önümüzdeki yıllarda altın bilezik olacak Çince’yi ve öteki çok kullanılan lisanlarıda katmak lazım) ve en kısa zamanda öğrenmelidir. Mesela bir yönetici kendi branşındaki teknik terimleri bilirse, o memlekete gittiği zaman iş görüşmelerini yapabiliyorsa ve karşısındaki insanlarla onların dilinden yakınlık kurabiliyorsa onun için bu yabancı dil seviyesi yeterlidir. Bunun üstüne çıkmak istiyorsa kendi çabasıyla çıkabilir , ama zamanını ve kaynakları verimli kullanmak amacıyla tavsiye edilmez. Italya’ya Ispanya’ya gittiğiniz zaman yarısı turist dolu olan otellerde resepsiyon dışında lisan bilene rastlamazsınız çünki gerek yoktur ve kaynakların boşuna harcanmasını istemezler , garsonlar bile 3-5 kelime dışında Ingilizce bilmezler.
  4. Bu söylediklerim için ise, o memleketlerdeki uzman okullarda alınacak 5-6 aylık çok yoğun bir eğitim yeterlidir. Yalnız bizde ve bilhassa Ingiltere’de çok miktarda olan ve günde 2-3 saatlik eğitimi 15-20 kişilik sınıflarda yapan uyduruk kurslardan bahsetmiyorum. Benim bahsettiğim kurslar en fazla 2-3 kişilik sınıflarda yapılır ve günde 8+ saat haftada 6 gündür ve çok yoğundur , akşam eve gittiğinizde yorgunluktan canınız çıkmıştır. (ve ucuz değildir)

Şimdi gelelim Ingilizlerin Irlanda’da yedikleri nanelere, tarihten ders almazsak başımıza örülen çorapları göremeyiz.

Ingilizler’in Irlanda’yı işgal ettikleri zamana gidelim (1600’ler). O zamanlarda Irlanda’nın Anglosaksonlar’dan çok daha eski bir dili ve kültürü vardır. Filozofları, Şairleri, hukuk sistemleri vardır, ve dilleri Gaelik’tir. (not: Güney Irlanda benim ziyaret etmekten çok zevk aldığım ve çok iyi dostlarımın olduğu bir yerdir , Gaelik konuştukları zaman vurgulamaları bana türkçenin unutulmuş bir dialekti gibi gelir, ama iki lisan arasında bir bağ varmı bilemiyorum)

O dönemde Irlanda’da Ozanlar çok önemliymiş, ve eğitim sistemini bu Ozanlar yönetirmiş. Ingilizlerin ilk yaptığı Ozanları yok etmek olmuş, ama görmüşlerki Irlanda’lılar hala kültürlerinden ve dillerinden vazgeçmiyor.

Ingilizleri almış bir düşünce, “başlarında valimiz var, sesini çıkaranın kellesi gidiyor ama hala bunlar Irlanda’lı olmaktan vazgeçmiyor ne yapacağız” demeye başlamışlar?

Bunun üzerine dönemin Ingiliz valisi 1890’da çıkardığı emirle ilk, orta, lise, üniversite dahil bütün okullarda eğitimin Ingilizce olmasını emretti.

Bu uygulamanın sonunda, başlangıçta halkın %90’ı Gaelik konuşurken iki nesil sonra bu oran %30’a düşer, bunun üzerine Irlandalı vatanseverler gizlice Gaelik kursları açarlar ve halkı eğitmeye başlarlar.

Mücadeleler sonunda 1921’de bağımsız Irlanda Cumhuriyeti kuruldu ve ilk yapılan iş resmi dilin tekrar Gaelik olması oldu. Fakat hala Ingilizlerin başlarına musallat ettiği bu beladan tam olarak kurtulamadılar. Aynı taktik Ingiltere tarafından Hindistan’da da uygulandı.

Irlanda tarihi hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler http://www.irelandseye.com/aarticles/history/index.shtm sitesine bakabilirler

İbret alınması gerken bir örnek, şimdi bizde de Ingilizce eğitimin anaokullarına kadar sokulmaya çalışılmasında neler hedeflenebileceğine birde bu açıdan bakın.

Benzer bir örnek Fransızlar tarafından Cezayirde yapılanlardır. Benzer uygulamalar sonucu Cezayir’in okumuş sınıfı anadilleri olan Arapça’ya köylü lisanı olarak bakar , aşağılar ve aralarında Fransızca konuşurlar. Amaçlarıda biran evvel kapağı Paris’e atmaktır !!!

Not : Oktay Sinanoğlu 26 yaşında Yale Üniversitesinde Profesör olmuş , Time Dergisine haber olmuş , batının son 300 yıl içindeki en genç Profesörü unvanını almış , iki kere Nobel Kimya ödülüne aday gösterilmiş , Yale Üniversitesinde iki kürsüde hoca olan , çok değerli bir bilim adamımızdır. Ne yazıkki kitapları dışında fazla medyada göremezsiniz , çıkartmazlar işlerine gelmez , halbuki ondan öğrenilecek o kadar fazla şey varki , yazık.

Reklamlar
Bu yazı Ingiltere, Tarih, Türkiye içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.